|
Panorama
|
 |
« : Ekim 16, 2009, 08:52:15 ÖÖ » |
|
SANAT VE GENÇLİK
Gençlik, sadece genel nüfus içindeki sayısal oranıyla değil, gerek kapitalist toplumda ve gerekse geleceğin sosyalist toplumunda, gelişmenin temel güçleri arasındaki konumu itibariyle özel bir önem taşımaktadır. Yaşamın yeniden düzenlenişinde gereksinim duyulan atılganlık, cesaret, özveri, coşku, kollektivite gibi özellikler gençlik kitlesinin (kendiliğinden) özellikleri olarak görülürler. Bu özellikler başlı başına sistemli bir siyasal tutuma ve savaşım yöntemine işaret etmeseler bile, geçmişi yadsımaya yönelik savaşımın üzerine inşa edilebileceği değerli bir potansiyel güç ve sağlam bir zemin teşkil ederler. Bu nedenle işçi sınıfı savaşımı gençlik kitlesinin eğitimine her zaman gereken önemi vermek durumundadır. Gençliğin taşıdığı bu potansiyel gücün ve dinamizmin bir savunma ve savaşım silahı haline getirilebilmesi, gençlik kitlesinin işçi sınıfı bilimini ve kültürünü “Arşimet kaldıracı” haline getirmeyi başarmasına bağlıdır.
Gençliğin kuramsal eğitimi, onun sınıf savaşımındaki Görevlerine hazırlanması bakımından tek başına bir şey ifade etmez. Çünkü kuramsal eğitimin kendisi, işçi sınıfı biliminin belli bir yanının öne çıkarılması, önemsenmesi ve kavranması olarak algılandığında gençliğin henüz gündeme girmemiş görevler için hazırlanması zorunluluğu göz ardı edilmiş olmaktadır. Bu kapsamıyla gençliğin savaşımı, eskiyi yakıp yıkmaya yönelen olumluluğuyla, onun yerine koyacağını bilmemenin olumsuzluğunu bir arada içinde barındırmaktadır. Eğitim bu dar kapsamıyla bir dar görüşlülüğü pekiştirme sakıncasını da içinde taşır.
Gençliğin eğitiminde kullanılan araçların zenginleştirilmesi özellikle kültür unsurlarının bir bütün olarak gençliğe benimsetilmesi özel bir önem taşımaktadır. Sanat, genel eğitimin araçlarından biri olarak taşıdığı işlevi gençlik kitlesinin politik eğitiminde de gösterilebilir. Böylece, gençliğin neyi yadsıması ve neyi yaşatması gerektiğini açıklıkla kavraması, sosyalizm savaşımını sadece bir tutum olarak değil, bir yaşama ve düşünme biçimi olarak da öğrenmesi olası olabilir. Bu çerçevesi ile eğitim, kuşku yok ki, estetik, ahlaki ve moral öğeleri de içine alır. Genç insanların kafasında, bunların her toplum kesimi için genel geçerli kalıplar olduğu şeklindeki yanlış inanç kültürün bütün öğelerinin sınıfsal bir içeriği olduğu doğru düşüncesiyle yer değiştirirse, gençliğin sınıf savaşımsında daha sağlıklı bir tutum alması sağlanabilir.
Tarihi olarak bütün emekçi sınıfların birliği olan proletaryanın bakış açısı burada anahtar bir rol oynar. Çünkü o, Geçmişin bütün kültürünü, bilim ve tekniğini, sanatını, ahlaki ve estetik unsurlarını kendisi için değerlendirmek ister. Bilinmektedir ki bunlar, emekçi sınıfların iradesi dışında kaldığı sürece azınlık bir egemenin elinde kalmaktadır. Emekçi sınıfların elindeyse daha yaygın bir kitlenin malı olmaktadır. Yaşamın ve toplumun kuralları üzerinde egemenlik kurabilmek için çok güçlü olmak gerekir. Ve bu güç, yaratılmış olanlarla yaratılanların birliğinden çıkabilir.
|