SGB1974.ORG - LENİN - PARTİ - KOMSOMOL
Eylül 09, 2010, 10:14:39 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: çağın son sözünü kim söyleyecek ? Turgut Koçak  (Okunma Sayısı 210 defa)
admin
Administrator
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 540


Site
« : Ocak 03, 2010, 05:47:18 ÖS »


Soruyoruz; “çağın son sözünü kim söyleyecek?”
Yanıt veriyoruz: İşçiler.

İşte bu nedenledir ki, ülkenin en ağır yükünü çeken işçiler, en ağır yaşam koşullarına zorlanıyor. Bin bin, işlerinden kovulup işsiz bırakılıyorlar, seslerini çıkarmadan belki düzelir diye bekliyorlar. Asgari ücretle ölüme talim ettiriliyorlar; “şükür” çekerek yaşama tutunmaya çalışıyorlar. Onca emek vererek çalıştıkları kurum gün geliyor yabancılara özelleştirme adı altında peşkeş çekiliyor, çokları kapının önüne konulduğu zaman seslerini çıkarmayanlar, “belki atılanların içinde biz olmayız” diyerek bir köşeye çekilip sinmeyi yeğliyorlar. Her türlü sosyal güvenlik hakları bir bir ellerinden gidiyor, “bana değmeyen yılan bin yaşasın” diyerek olanca pısırıklık gösterilip parababalarının önünde beyaz bayrak açılıyor. Sendikalar köşeye sıkıştırılarak işçilerin emekçilerin haklarını savunamaz, varlıkları ile yoklukları belirsiz bir konuma getiriliyor, tıkları çıkmıyor. Emek örgütlerine karşı yürütülen işlevsizliğe aldırış edenlerin sayısı bir avuç insanı geçmiyor. Emperyalist-kapitalist dünyanın acımasız politikaları kitle kırımına dönüşüyor, işbirlikçi iktidarlar aracılığı ile emperyalistlerin bir dedikleri iki edilmiyor, yine ortaya dökülüp hesap soran yok. Demokratik kitle örgütlerinin yaygınlaşıp gelişmesi engellenirken cemaat örgütlenmelerinin örgütlenmelerine sonuna kadar olanak hazırlanıyor, bu tutum demokrasi diye yutturulmaya çalışılıyor, yine aynı tas aynı hamam. Şu adına Ergenekon denilen operasyonla sapla saman birbirine karıştırılarak gerçek çete ve GLADYOLAR gözlerden saklanıyor, buna da kimsenin aldırdığı yok. Daha da önemlisi korkuya kapılanlar sıranın kendilerine ne zaman geleceğinin hesabını yapıp duruyorlar. Yargı bir yandan, yargı bağımsızlığından söz ederken öte yandan yargı içinde kadrolaşmayı gözlerini kapatarak geçiştiriyor ve Erzurum Ağır Ceza Mahkemeleri’nden birinin boş bir kağıda üstü doldurularak kullanılabilecek mahkeme kararları ortaya çıkıyor, kimsenin konu dikkatini çekmiyor. Recep Tayyip Erdoğan, ta Amerikalara giderek Obama ile Amerika’nın isteklerinin ağır bastığı Türkiye açısından sıfıra sıfır elde var sıfır sonuçların elde edildiği boş bir gezi anısı ile dönüyor, ortada “ne oluyor” diye yine hesap soran yok. Çalışanların ücretlerine zam yok, nasihat var; yine cılız seslerin dışında yine dişe dokunur bir girişime tanıklık edilmiyor.

Kısaca; “böyle gelmiş böyle gider” diyenleri haklı çıkaracak bir kısır döngü yaşıyoruz sanki.

Ama değil, böyle gelmiş böyle gitmeyecek. Erinde gecinde kısa çöp uzun çöpten öcünü alacak.

Sular bir kez daha ısınmaya başladı. Kışta kıyamette, ülkenin birçok yerinden 5000 TEKEL çalışanı işleri, ekmekleri, onurları için Ankara’ya geldiler. Seslerini, özelleştirmeci ve işbirlikçi AKP iktidarına duyurmak için AKP Genel Merkez binasının önünde toplandılar. Oradan polis zoruyla sökülüp atıldılar. Daha sonraki günlerde de eylemleri ve direnişleri hız kesmedi. Bir kez daha polis saldırısına uğradılar. Coplandılar, üzerlerine su, gözlerine gözlerine biber gazı sıkılıp havuza döküldüler ama işçiler; “Ölmek var, dönmek yok” belgisiyle belgilerini olanca gücüyle haykırmaya devam ettiler. Bizzat hükümetin ve AKP’nin başı Recep Tayyip Erdoğan, “kışkırtmalara kapılmayın evlerinize dönün” demesine karşın işçilerin kılı kıpırdamadı. İş –Ekmek-Özgürlük için seslerini daha da gürleştirdiler. Onları sınıf kardeşleri olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi itfaiye işçilerinin işten atılmalara ve taşeronlaştırmaya karşı eylemleri izledi. Onlar da polis şiddetiyle karşılaştılar. Yılmadılar. Boğaz Köprüsü’ne çıkarak kendilerini korkuluklara bağlayıp isteklerini haykırdılar. Kitlesel olarak Galatasaray’a kadar yürüyüp Kadir Topbaş ve ekibinin ipliğini pazara çıkaran açıklamalar yaptılar.

Sular ısınmaya devam etti.

Haydarpaşa’da Demiryolu çalışanları görevden alınan arkadaşlarının iadesi için eylem bayrağını yükseltti. Trenler çalışmadı. Burada da polis baskısı en acımasız şekilde devreye sokuldu. Ancak yılgınlık yerine kararlılık sesleri yükseldi.

Sonuç olarak çağın son sözünü söyleyecek olanlar bir kez daha ortaya çıktılar. Gün gün büyüyecek ve ülke genelini saracak hak ve özgürlükler savaşımının fitilini ateşlediler. Tıpkı geçmişte ANAP’ın sonunu hazırlayan BAHAR eylemleri gibi kış ortasında örnek bir hareketlilik sergilediler. Nasıl BAHAR eylemleri ANAP’ın miladı olmuşsa bilinmeli ki, işçilerin bu son eylemi de işçi-emekçi düşmanı AKP’nin sonu olacaktır.

Söyledik, söyleyeceğiz. Günümüzde gerici, işbirlikçi kapitalist iktidarların sonu çoktan gelmiştir de geçiyor bile. Onlar son demlerinin geldiğini iyi biliyorlar. Ne kadar zaman kazanırlarsa bunu kar saydıklarını da biz sosyalistler iyi biliyoruz. Dün bu sömürücü takımının gün gelip gideceğini muştulayanlar şöyle söylemişler:
SİZİN DE ÇARKINIZ KIRILIR BİR GÜN

Evet, gün o gün. Gün halk düşmanlarının bir daha bellerini doğrultmamaları için çarklarının kırılacağı gün.

Gün ayağa kalkıp “yeter” diye bağırmakla kalmayıp onları ökse otu gibi yapıştıkları iktidardan alaşağı etme günü.

Gün; sosyalizm için, gerçek kurtuluş için ayağa kalkma günü...


Turgut Koçak

turgutkocak2009@hotmail.com
Kayıtlı

"Yalnızca iki sınıf vardır, işçi sınıfı ve burjuvazi, ve her kim bunlardan birinden yana değilse, ötekinden yanadır."

http://www.tsip1974.com
http://www.bluemirrow.com
http://www.mizika.com
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC
Asalet Theme: deruni
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!