TÖB-DER DAVASINDA SON AŞAMA
Bilindiği üzere, 12 Eylül 1980 darbesinin hukuksuzluk ortamında Ankara 3 No’lu Sıkıyönetim Mahkemesi, yürüttüğü TÖB-DER Davası sürecinde, derneğin 64 yöneticisini yargılamış; derneğin gün gibi açık demokratik eylemlerini, gizli örgüt faaliyeti saymış; TCK’nın141-142. maddelerine muhalefet gerekçesiyle örgütün yöneticileri hakkında 5 ile 9 yıl arasında değişen ağır hapis cezaları vermiş; 220 000 üyesi bulunan Tüm Eğitim-Bilim Emekçileri Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER)’i temelli kapatmış; başta Ankara olmak üzere, Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde bulunan taşınır taşınmaz mal varlıklarının, zoralım yoluyla hazineye devrine karar vermiştir. (Karar tarihi:25 Aralık 1981) Bu karar, Şubat 1983’te Askeri Yargıtay tarafından onanmıştır. Tarafsız hukuk çevrelerine ve demokratik kamuoyuna göre bu karar, tam bir hukuk cinayetidir.
Egemen çevrelere göre, TÖB-DER Davası bitmiş, kapanmış gözükse de eğitim emekçilerinin, emek ve demokrasi güçlerinin bilincinde, yüreğinde gelişip güçlenerek sürüyor.Türkiye eğitim emekçilerinin demokratik, sendikal hak ve özgürlükler mücadelesi, kitleselleşerek yeni boyutlar kazanıyor.TÖB-DER'in gaspedilen maddi varlıkları, örgütsel hakları, bir gün mutlaka mutlaka geri alınacak, örgütümüze ve üyelerimize yapılan haksızlıkların hesabı sorulacaktır.
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise, 23.03.1989 tarihinde, TÖB-DER Genel Başkanı Gültekin Gazioğlu ve 19 arkadaşı hakkında, aynı dava dosyasına ve kanıtlara dayanarak TCK’ nın 141-142. maddelerine göre, açılan dava sonucunda, beraat kararı vermiş ve derneğin eylemlerinde suç görmemiştir.Yani sıkıyönetim askeri mahkemesine göre TÖB-DER suçlu, sivil mahkemeye göre TÖB-DER suçsuz kabul edilmiştir. Böylece, ortaya iki zıt yargı kararı, bir hukuk skandalı çıkmıştır. Aynı iddia ve belgelerle, askeri mahkemede yargılanan TÖB-DER sanıkları mahkum olmuş, sivil mahkemede yargılananlar beraat etmiştir.
Askeri Mahkeme kararına göre 9 yıl ağır hapis, üç yıl genel güvenlik gözetimi, ömür boyu kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezası verilen TÖB-DER yöneticileri şunlardı: Seyfettin Bican, İbrahim İşyar, İlhami Şen, İbrahim Çerçi.
8 yıl ağır hapis, iki yıl sekiz ay, genel güvenlik gözetimi, ömür boyu kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezası verilen TÖB-DER yöneticileri şunlardı: Süleyman Yaşar, İsmet Yalçınkaya, Ali Rıza Aydın, Abdullah Gülbudak, Cafer Akyüz, Öner Yağcı, Ahmet İnce, Mustafa Çetin, Haşim Çiçek, Enver İnceler , Hüseyin Selçuk Vural, Fahri Bıçak, Hicabi Temur, Mahmut Nesil Ünal, Olgun Delikanlı, Kemal Yüksel;
5 yıl ağır hapis, bir yıl sekiz ay genel güvenlik gözetimi, beş yıl kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezası verilen TÖB-DER yöneticileri şunlardı:
İbrahim Nacar, Saim Baluken, Selahattin Yetkin, Nabi Belekoğlu, Hulusi Top, Faruk Atalayer, Selçuk Arhan, Doğan Oğuzer, Hüseyin İsen, Şeref Canbay, Mustafa Ergeldi, Mustafa Deprem, Rıza Duru, Firuz Çetin Över,Turgut Yılmaz, Mustafa Çetin, Kenan Aras, Ahmet Fuat Özkan, Turgut Haskan, Osman Akman, Hasan Yiğit.
Bunlar dışında, 4-11 Şubat 1978 tarihinde, TÖB-DER’ in Ankara’da düzenlediği Demokratik Eğitim Kurultayı’na (DEK’e) katılıp konuşma yapan ya da bildiri sunan ve bundan ötürü 5 yıl ağır hapis, bir yıl sekiz ay genel güvenlik gözetimi, beş yıl kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezası verilen TÖB-DER sanıkları şunlardı: Fikri Çalışkan, Metin Erdemirci, Nazmi Çoban, Celal Gül, Kenan Hannan Hoplar, Sezai Özen, Fuat Olgaç, Süleyman Özçiftçi, Hayri Erdoğan, Fevzi Ceylan.
Ayrıca, DEK sanıklarından İsmail Okutucu, Cevat Gezgin, İlhan Alkan'a 1'er yıl ağır hapis cezası ; Hüseyin Şenşaştımoğlu'na 1 yıl hapis, 4 ay genel güvenlik gözetimi altında bulundurulma cezası verildi.
Askeri mahkemede,TÖB-DER Davasından yargılanıp, beraat eden öğretmenler şunlardı:Tahsin Doğan, Yusuf Basat, İbrahim Sevimli, Erol Çağlayan, Necip Bektaş, Mustafa Varol, Zeki Aslan, Mahmut Özçift, Ali Bayraktar, Feyzullah Ertuğrul, Bahattin Özcan Acar, İbrahim Bekem.
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde, gıyaben yargılanıp, beraat eden TÖB-DER yöneticileri şunlardı: Gültekin Gazioğlu, Mustafa Düzgün, İsmet Özdemir, Ömer Arslan, Bayram Ayaz, Ayhan Kutlay, Cafer Akyüz, Turan Yılmaz, Ali Kemal Yaylı, Cemal Saygılı, Ahmet Melek, Aydın Yeşilyurt, Muhammet Tekin Üstün, Halil Uslu, Yaşar Alagündüz, Celal Baloğlu, Yılmaz Apaydın, İhsan Kapusuz, Mustafa Duru ve Mehmet Yalçın.
TÖB-DER Davasında dikkat çeken diğer gariplikler şunlardı:
Yürüme Kurulu Üyesi Cafer Akyüz, Sıkıyönetim Mahkemesinde 8 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldıktan sonra, bu kez yine aynı suçlamalarla sivil mahkemede yargılandı, beraat etti. Öte yandan TÖB-DER Genel Sekreteri Kemal Uzun ile Yürütme Kurulu üyesi İbrahim Sevimli ne birinci yargılamada ne de ikinci yargılamada bulunamadı ve durumları ortada kaldı.
Bu karanlık yıllar sürecinde, ezilenlerin hukuk ve demokrasi mücadelesi, eğitim emekçileri hareketinin sendikal hak ve özgürlükler savaşımı, kesintisiz biçimde sürdürülmüştür. O mücadele sonucunda egemen çevreler, düşünce ve anlatım özgürlüğü önünde devletin yüz karası haline dönüşen 141 ve 142. maddeleri, TCK’dan çıkarmak zorunda kalmışlardır. 12.4.1991 gün ve 20843 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 23/c maddesi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 140, 141, 142 ve 163. maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.
Sıkıyönetim askeri mahkemesince, haklarında ağır hapis cezası verilen TÖB-DER yöneticileri ve üyeleri cezalarını çekmişlerdir. Ancak bir ceza hükmünün kaldırılması, hukuksal açıdan geriye doğru yürütülmesi gereken bir hükümdür.Yani o ceza maddesine göre, daha önce haklarında dava açılan kişilerin davaları düşer. Ceza almış kişilerin cezaları çektirilmez.
İdarece, görevden alınan kamu görevlileri, görevlerine geri döndürülür. Nitekim, askeri mahkeme tarafından mahkum edilen TÖB-DER yöneticileri, 3713 sayılı yasa gereği, öğretmenlik görevlerine dönmüş, İdare Mahkemesine açtıkları davalar sonucunda, görevden uzakta, açıkta kaldıkları sürelere ait özlük ve parasal hakları, idare tarafından kısmen de olsa ödenmiştir. Ancak, tüm hukuksal girişimlere karşın, TÖB-DER tüzel kişiliği üzerindeki yasak kalkmadı. TÖB-DER açılmadı, mal varlığı, sahiplerine geri verilmedi.
Geriye yürütülmesi gereken böyle bir hükmün, cezalarını çekmiş kişiler açısından pratik bir değeri söz konusu olamaz.
Ancak, görülen dava sonucunda, kişilere verilen cezalar dışında, mahkeme,örgüt malları hakkında zoralım ya da hazineye devir kararı vermişse, burada yeni hukuksal bir durum ortaya çıkmaktadır.
3713 Sayılı Yasa ile TÖB-DER yöneticilerinin eylemleri, suç olmaktan çıkmıştır. Dava, günümüzde görülseydi ya da devam ediyor olsaydı,dava düşürülecek, sanıklara ceza verilmeyecekti. Derneğin malları da hazineye devredilmeyecek ve derneğe ait olarak kalacaktı.
Bilindiği üzere, 26.09.2004 tarih ve 5237 No’lu yeni TCK’nın 7. - 1) maddesine göre “ İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanunî neticeleri kendiliğinden kalkar.”
TÖB-DER Davasında, dernek mallarının hazineye devri, verilen cezalandırma hükmünün kanuni neticeleridir. Yani yasal sonuçlarıdır. TCK, bu yasal sonuçların, kendiliğinden kalkacağını kabul etmiştir. O halde, 141 ve 142. maddeler kaldırıldığına, buna ilişkin yasa hükmü geriye yürüyeceğine göre, hazineye devrine karar verilen malların, TCK’nın 7.
maddesinin emredici hükmüne göre TÖB-DER’ e geri verilmesine, derneğin kendi mal varlığı üzerinde söz, yetki ve karar sahibi olmasına, yukarıda sayılan hukuksal nedenlerle, TÖB-DER’ in faaliyet göstermesine olanak sağlanması gerekir. Çünkü TÖB-DER, 12 Eylül faşist darbesinin en büyük mağdurlarından biridir.
12 Eylül sonrası süreçte, tıpkı TÖB-DER gibi DİSK de, demokratik eylemleri nedeniyle, 141-142.maddelere muhalefetten yargılandı. Eylemleri, 12 Eylül darbesinin gerekçelerinden sayılan ve bu nedenle cuntanın gazabına uğrayan DİSK, sonuçta, haklı olarak, beraat etti, açıldı; mal varlığı geri verildi. TÖB-DER tüzel kişiliği üzerindeki yasak, daha kalkmadı. 220 bin eğitim ve bilim emekçisinin aidatlarıyla edinilen milyonlarca liralık mal varlığı geri verilmedi.
30 yıldan beri,TÖB-DER’ in malları, darbe fırsatçılarının işgali altındadır. Bu konuda, sahte demokratların, liberal köşe yazarlarının sesi soluğu çıkmıyor.TÖB-DER tüzel kişiliği üzerinde halen 12 Eylül karanlığının yasakları sürerken, Türkiye’de çağdaş hukuktan, gerçek anlamda bir demokratik açılımdan söz edilebilir mi?
Gelinen aşamada, eğitim emekçileri sendikal hareketi, darbe karşıtı tüm medya kuruluşları, saygıdeğer basın mensupları, duyarlı hukuk çevreleri, kısaca, Türkiye demokrasi güçleri, bu konuda içtenlikle yoğunlaşmalıdır:
“TÖB-DER AÇILMALI;MAL VARLIĞI, SAHİPLERİNE GERİ VERİLMELİDİR.”
Ahmet İNCE
1976-78 Dönemi TÖB-DER GYK Üyesi
Trabzon-Rize-Gümüşhane Bölge Temsilcisi
www.ozanahmetince.blogcu.comincegil@hotmail.com