|
admin
|
 |
« : Mart 05, 2010, 05:19:49 ÖÖ » |
|
DARBECİLER ve KARŞITLARI
Turgut Koçak
Paşaların kollarının kıvrılıp kıvrılıp adliyeye çekilmesi hemen herkesi şaşırtıyor. “Bu kadar da olmaz” diyenlerden “askerlere ders veriliyor” diyenlere kadar geniş bir kesim tartışıp duruyor. Kuşkusuz bu konuda sosyalistlerin de söyleyecekleri çok şey var ve iki taraftan birinden yana da tutum almaları gerekmiyor. Gerekmiyor, çünkü sözü geçen ordu mensuplarının bugüne dek gerçekten de ülke yararına emperyalizme karşı çıktıklarına tanık olmadık. Aksine kapitalist-emperyalist sistemin isteği doğrultusunda ülkemiz ve dünya emekçilerinin sömürülüp baskı altına alınmasında kendilerine verilen görevleri gıkları çıkmadan yerine getiriyorlar ki, bu durumun asla gözardı edilmemesi gerekiyor. Dün; Yugoslavya’da, bugün Afganistan’da NATO’nun patronu Amerika’nın isteğiyle alınan göreve de tepki gösterilmemiş olmasını ayrıca sorgulamak yerinde olacak. Bugün, sözü geçen ordu mensuplarının kaçta kaçının laiklik konusunda içtenlikli olduğuna inanabiliriz. Uzun zamandır içi boş bir laiklik savunusu yüzünden gerici, halk düşmanı güçleri güçlendirenler de hiç kuşku yoktur ki onlardır. Kendi sözlerinin bile arkasında durmayarak dincilere mevzi kazandırıyor olmalarını ise görmemek olası mıdır?
Gelelim; gerici, emekçi düşmanı AKP iktidarına:
AKP, uzun zamandır askerin darbe yapacağı savını işleyerek geniş emekçi yığınların dikkatlerini bu alana çekmeyi başarmış görünüyordu. Ne ki, AKP’nin bu oyununu; işinden ve aşından edilmek istenen ve kölelik koşullarıyla çalışmaya zorlanan TEKEL işçilerinin Ankara’daki direnişi bozdu. TEKEL işçilerinin direnişi ile iyice morali bozulan AKP iktidarının başı Recep Tayyip Erdoğan’ın, TEKEL işçilerine karşı dile getirdiği ağır sözler iktidarın gerçek yüzünü göstermesi açısından da öğretici oldu. İşte bu iktidar ki, darbe karşıtı görünerek sözümona demokrasi havarisi kesilen bir yol izliyor. Daha da önemlisi hükümete ulaşan ve oradan da özel yetkili savcıların önüne konulan dosyaların istihbarati bilgilerinin de nereden geldiği oldukça kuşkuludur. Öyle sanıyoruz ki, bu bilgilerin kaynağı büyük ölçüde AKP’yi kollayan ve iktidarda kalmasında kendileri için yarar olduğunu düşünen Amerika olsa gerektir.
Günümüz koşullarında darbe yapması olanaksız görünen ordudan, her an darbe gelecekmiş gibi davranan AKP iktidarı, operasyonların biri bitmeden ötekine olanak hazırlıyor. Oysa hemen herkes bilir ki, Amerika’nın oluru söz konusu olmadığı sürece Türkiye’de bir darbe yapılmasının olanağı yoktur. Bununla birlikte sürekli darbe söylentisi ile ABD ve işbirlikçisi AKP yararına bir ortam yaratılmak istenmekte, bir taşla iki kuş vurularak ABD kendisi için safra gördüğü kimseleri de tasfiyeye yönelerek sonuç almak istemektedir. Bu yüzden de yelkenlerini şişiren iktidar yanlısı köşe yazarlarının ve gazeteci geçinen gazetecilerin de söylediklerinin tek sözcüğüne bile inanmamak gerekiyor. Olup bitenlerle ilgili bir Alicengiz oyununun oynandığını artık herkes görmelidir. Bir yanda; “bildiklerimizi zamanı gelince açıklarız” diyen bir Genelkurmay Başkanı öte yanda ABD’nin Büyük Ortadoğu eşbaşkanıyım diyen bir başbakandan söz ediyoruz ki, bu görünüş bile bizleri zıplatmaya yetiyor. Bir yurttaş olarak buradan açıkça Genelkurmay Başkanı’na sesleniyorum. Bildiğin bir şey varsa çık ortaya tek tek konuş. Yaratılan bunca karmaşaya bir son vermek gerekmiyor mu sizce? Konuşmuyor ama bu sözlerle durumu idare edeceğinizi sanıyorsanız sizin bu tutumunuzu kimsenin olumlayacağını düşünmeyiniz. Hele tam da, Mısır gezisine çıkacakken yeni bir operasyon dalgasının gelmesi ve sözde gezinizi bu yüzden ertelemiş görünmenizin ise hiç mi hiçbir önemi yoktur. Yoktur, çünkü bu tutumunuz daha çok durumu kurtarmaktan öteye bir anlam ifade etmemektedir. Ülke olağanüstü bir dönemden geçiyor olmasına, milyonlarca insanımız açlık ve işsizlikle boğuşmasına, bölgemizde ve dünyada çok önemli olaylar yaşanmasına karşın yıllardır darbe ile yatılıp darbe ile kalkılmasına bir türlü son verilmemektedir. İşsizlik olabildiğince patlamıştır. Çalışanların aldıkları ücret gülünç denecek kadar azdır. Emekliler açlığa ve ölüme terk edilmiştir. Gençler yarınlarından umutsuzdur. Gerici AKP iktidarı bugüne kadar görülmemiş ölçüde devlet kadrolarında kadrolaşmıştır. Yargı yangın yerine çevrilmiştir. İktidar sözde yargı bağımsızlığından söz ederek yargıyı kendi denetimine almak istemektedir. Fişleme ve dinlemeler bugüne kadar yapılanların çok üzerindedir. AKP’li milletvekilleri fişleme konusunda iktidarlarının utanılacak ayıbını övünerek seçmenlerine anlatmaktadırlar. Ülkemizde işçilerin sendikasızlaştırılması ve hak isteme yollarının kapatılması için hükümetçe olağanüstü bir yol izlenmektedir. Bu yüzden de sendikalı işçi sayısı verilen rakamların aksine oldukça aşağılara düşmüştür. Bir başka deyişle kapitalist-emperyalist sistemin işbirlikçisi AKP iktidarının eliyle ülke yangın yerine çevrilmiştir. Bu yüzden de iktidarın bu tutumuna karşı geniş bir emekçi karşıtlığının örgütlenmesi gerekmektedir. Gündemi saptırarak ve Amerikancı AKP iktidarının ömrünü uzatarak ülkemize ve geniş halk yığınlarına en büyük kötülük yapılmaktadır. Artık Matruşkalar kırılmalı emekçi halkımıza karşı oynan kirli oyunlar bir bir ortaya dökülmeli ve ağıtçı Arınçların ikiyüzlülüğüne geçit verilmemelidir.
|