SGB1974.ORG - LENİN - PARTİ - KOMSOMOL
Eylül 09, 2010, 10:05:32 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: KAPİTALİST TOPLUMDA SINIFLAR -II-  (Okunma Sayısı 390 defa)
admin
Administrator
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 540


Site
« : Eylül 14, 2009, 09:56:15 ÖÖ »


    KAPİTALİST TOPLUMDA SINIFLAR II

    İşte kapitalistleşmeye, kapitalist düzene geçmeye, Batı burjuvazisinin böyle gericileştiği, asalaklaştığı, tekelcileştiği bir dönemde, yani 19. yüzyıl sonundan sonra başlayan ve Batı burjuvazisinin sömürü ağı içine giren bağımlı ülkelerde, kapitalizm ve burjuvazi, Batı’da görülen dinamik, devrimci çağını hiç yaşamadı. Daha başlangıçta güdük ve yatalak doğdu. Böyle toplumlarda kapitalizm öncesinden kalan ilişkileri ve sınıfları tasfiye edebilecek, ilerici, devrimci bir burjuvazi hiç var olmadı. Böyle olunca da, kapitalizmin geri olduğu ülkelerde, kapitalizm öncesinden kalan ilişkiler, sınıflar, tabakalar, kurumlar varlıklarını sürdürmeye devam ettiler.

    Bunlara, kapitalizm öncesinden kalma, kalıntılar halinde yaşayan sınıf ve tabakalar diyebiliriz.

    Bunların başlıcaları:

• Toprak beyliği, ağalığı
• Çeşitli aracılar, tefecilerdir.
Buraya kadar anlattıklarımızı öyle özetleyebiliriz.
• kapitalist toplumun iki temel sınıfı burjuvazi ve proletaryadır.
• Kapitalist toplumda, kırlarda ve kentlerde, yaygın küçük burjuva tabakalar vardır.
• Kapitalizmin geri olduğu toplumlarda, kapitalizm öncesinden kalma sınıf ve tabakalar da varlıklarını sürdürürler.

    TOPLUMUN TORTULARI:
    LUMPEN PROLETARYA

    Kapitalist toplumda, bir de, bu bozuk düzenin, bu sömürü düzeninin sonucu olarak ortaya çıkan, hırsızlar, serseriler ve benzerleri vardır. Bu insanların durumundan asıl sorumlu olan, yine kapitalist düzenin kendisidir. Kapitalizmin ilk gelişmeye başladığı dönemlerde, kentlere akan ve kentlerde işsiz kalan, topraklarından, küçük mülklerinden kovulmuş kitleler, büyük bir hırsızlar, yankesiciler, sarhoşlar, esrarkeşler, dilenciler, soyguncular kalabalığı meydana getirirler. Hastalığı yaratan kapitalist düzen, bütün bu insanları, toplumun tortuları olarak toplum dışına itmiştir. Bu gibilere, bilimin verdiği ad: Lumpen proletaryadır. Yani, bunlar aslında proleterleşmemiş, işsiz insanlardır. Ama dikkat etmemiz gereken nokta, lumpen proleterlerin asla işçi sınıfından olmadıklarıdır. Onlar bütün yaşayışlarıyla, bütün özellikleriyle, üretim içindeki yerleri, daha doğrusu üretimde yer almayışlarıyla, işçilerden, işçi sınıfından temelde farklıdırlar.

    Lumpen proleterlerin işçi sınıfından olmadıklarını asla unutmamalıyız. Çünkü sosyalizm adına yola çıkan bazı sosyalizm dışı çizgiler, ayaklanmaya en elverişli gördükleri bu insanlara işçi sınıfının devrimci görevlerini yüklemeye kalkışmışlar ve büyük bir sapma içine düşmüşlerdir.

    Lumpen proleterler, yani kapitalist toplumun tortuları, ancak sosyalist toplumda, insanın gerçek yerini bulması, işsizliğin sona ermesi ile içinde bulundukları durumdan kurtulacaklardır.

    KÖYLÜLER BİR SINIF MIDIR?

    Kapitalist toplumda sınıf ve tabakaları gözden geçirirken, bir soru daha sormamız gerekiyor: köylüler bir sınıf mıdır?

    Yine işçi sınıfının savaşımı ve bu savaşımda birlikte yol alacağı kavga arkadaşlarının seçimi, yandaşlarını ve düşmanlarını tanıması açısından, bu sorunun önemi vardır.

    Kapitalist toplumda, bütün köylüler bir ve aynı sınıftan değillerdir. Kapitalist toplumda köylüler, kendi içlerinde çeşitli sınıflara ve tabakalara ayrılırlar. Kapitalizm geliştikçe, köylülerin kendi içlerinde sınıf ve tabakalara bölünmeleri hızlanır.
    Büyük bir kapitalist çiftlikte çalışan tarım işçisi de bir ölçüde köylüdür.

    Kendi küçük tarlasını süren ve zar zor geçinen küçük üretici de köylüdür.

    Ağanın toprağını süren ortakçı da köylüdür.

    Mevsimi geldiğinde on beş, yirmi işçi çalıştıran, tarlaları, bahçeleri olan zengin köylü de köylüdür.

    Ama kapitalist toplumda, kapitalist çiftlikte ücretle çalışan köylü tarım işçisidir. Tarım proletaryasına dahildir.

    Küçük üretici köylü, küçük burjuva tabakalardandır. zengin köylü, büyük çiftlik sahibi, burjuva sınıfındandır.

    Kapitalist toplumda, köylülerin, kendi içlerinde sınıflara, tabakalara ayrıldığını görmezsek, işçi sınıfının burjuvaziye ve tüm sömürücülere karşı verdiği savaşımda doğru adımlar atmamız güçleşir.

    GÜNÜMÜZÜN KAPİTALİST TOPLUMUNDA SINIFLAR

    Buraya kadar, genel olarak kapitalist toplumda yer alan sınıfları ve tabakaları gördük. Kapitalist toplumda temel egemen sınıfın burjuvazi olduğunu söyledik. Kapitalist toplumun ilk dönemlerinde, burjuvazi bir bütündü. Toplumdaki “girişken sermaye sahipleri” sınıfı olan, üretim araçlarının mülkiyetini ellerinde bulunduran burjuvalar, çeşitli işler yapıyorlardı. Örneğin kimisi ticaretle uğraşıyor, deniz aşırı ülkelerle ticaret yapıyordu. Kimisi daha çok sanayi alanına sermaye yatırıyordu. Kimisi büyük kapitalist çiftlikler kuruyor, tarım kapitalisti oluyordu. Kimisi para işletiyor, bankacılık yapıyordu. Yani sanayi burjuvazisi, ticaret burjuvazisi, tarım burjuvazisi, bankacılar, burjuva sınıfının farklı bölükleriydi. Ama toplumda egemen sınıf olmak bakımından, burjuvazi bir bütündü. Bilim diliyle söyleyecek olursak, burjuvazinin sınıf olarak egemenliği söz konusuydu. Burjuvazi içinde ki çeşitli bölükler, aynı egemen sınıfın, egemenliği paylaşan, eşit derecede egemen parçalarıydı.

    Kapitalizm geliştikçe burjuvazinin bu sınıf bütünlüğü kaybolmaya başladı. Çağımızda, kapitalist toplumun sınıf yapısını gözden geçirirken gözardı etmememiz, iyi anlamamız gereken nokta işte tam da bu noktadır.

    Çağımızın kapitalist toplumu, artık 18.- 19. yüzyılın kapitalist toplumu değildir. Çağımızın burjuvazisi de 17. – 18. – 19. yüzyılların burjuvazisi değildir. Kuşkusuz ki burjuvazinin sömürücülüğü ve diğer özellikleri değişmemiştir. Ama burjuvazi artık bütünüyle gericileşmiş, asalaklaşmıştır. Öte yandan, çağımızda burjuva sınıfı kendi içinde iki zümreye ayrılmıştır.

    ZÜMRE NEDİR?

    Önce zümre nedir diye soralım.

    Sınıflar, kendi içlerinde farklı bölüklere ayrılabilirler. Sınıfların kendi içindeki bölüklere sosyal gruplar veya zümreler denir.

    Kapitalizmin ilk gelişme dönemlerinde, burjuvazi içinde yine zümreleşme vardı. Ama bu zümreleşme, günümüz burjuvazisi içinde görülen zümreleşmeden farklıydı. O dönemlerde, burjuvazi içinde, bir yanda fabrikaların, sanayi işletmelerinin sahipleri olanlar, yani sanayiciler vardı. Bir yanda büyük dışalım, dışsatım, büyük ticaretle uğraşan ticaret burjuvazisi vardı. Bir yanda büyük tarım işletmelerinin sahipleri vardı. Bir yanda sanayicilere, tüccarlara, tarımcılara kredi veren, para yetiştiren, bankacılık yapan bankacılar vardı. Yine, yukarda söylediğimiz gibi, burjuvazinin bu farklı zümreleri arasındaki ayrım, daha çok sermayelerini koydukları, sömürülerini sürdürdükleri alanla ilgiliydi. Öz bakımından bir ayrım değildi. Bir nitelik ayrımı değildi.
Oysa günümüz kapitalist toplumlarında, burjuvazi içinde zümreler öz bakımından farklıdır. Bu zümreleşmeyi iyi kavramak, işçi sınıfının savaşımı açısından da son derece önemlidir.

    ÇAĞIMIZIN KAPİTALİST TOPLUMUNDA BURJUVAZİ İÇİNDEKİ ZÜMRELER

    Kapitalizm geliştikçe, burjuvazi içinde, yeni farklı bir zümreleşme ortaya çıktı. Kapitalizmin ilk kuruluş ve gelişme dönemlerinde, girişimci sermaye sahipleri, kendi aralarında kıyasıya bir yarışma içindeydiler. Daha çok kazanmak, daha çok sermaye sahibi olmak için, sermaye sahibi burjuvalar, aralarında yarışıyorlardı. Yarışı kazanmak için, yani kendi üretim dalında diğerlerini geride bırakmak, tasfiye etmek, iflas ettirmek, yok etmek için malları daha ucuza mal etmek, daha çok üretmek, daha iyi üretmek gerekiyordu. En ucuz, en bol, en iyi malı pazarlayabilen, ötekileri ezip geçiyordu.

    Bu dönem kapitalizmin yarışmacı dönemiydi.

    Kapitalizmin yarışmacı döneminde, bu kıyasıya yarışma içinde, girişimci kapitalistlerin, bir kısmı yıkıldı gitti. Piyasadan silindi. Yarışmaya dayanamadı. Bir kısmı kurtuluşu, en güçlülerle birleşmekte, sermayelerini onların sermayesine katmakta buldular.

    Böylece üretim araçları, sermaye, gitgide daha az sayıda burjuvanın elinde birikti. Burjuvazinin içinden bir bölük, bir zümre gitgide daha çok zenginleşti, daha çok güçlendi, daha çok üretim aracına, daha çok sermayeye, sahip oldu. Burjuva içinde en zengin, en güçlü bir zümre, üretim araçlarını, zenginlikleri, gücü, üretim alanlarını, pazarları tekelinde topladı.

    Diyelim ki, dokuma dalında bin küçük işveren, bin küçük ve orta ölçekli atölye, fabrika varken, bir kısmı iflas edip gitti. Bir kısmı, o alanda en güçlülerle birleşti. Ve dokuma alanında birkaç büyük patron, bir aç büyük tekelci işletme kaldı. Bu birkaç patron, birkaç tekelci işletme, dokuma üretimine ve dokuma pazarına egemen oldular.

    Benzeri bir gelişme bankacılık alanında da oldu. Başlangıçta kapitalistlerin ödemelerinde aracı görevini yerine getiren bankalar, zamanla büyük bir sermayeye hükmeder hale geldiler. Küçük bankalar ya büyük bankalar tarafından yutuldu, ya da büyüklere bağımlı, onların bir koluna dönüştüler. Böylece bankalar da birleştiler.

    Paraya hükmetme durumu, banka sermayesinin sanayiye de el atması olanağını yarattı. Üstelik bankalar için, kendi geleceklerinin sağlama alınması açısından bu bir zorunluluktu. Zamanla bankalar “sanayi ve ticaret girişimlerinin” sermayelerinde büyük pay sahipleri konumuna geldiler. Böylece banka sermayesiyle sanayi sermayesi “birleşip kaynaştı”, “iç içe girdi”. Ve sermayenin bu yeni şekline mali sermaye veya finans kapital adı verildi. Bu sermayeye hükmeden ve gücü eskisine göre daha da artmış tekelciler zümresine de mali oligarşi veya finans oligarşisi denildi. Özetle “üretimini yoğunlaşması, bundan tekellerin doğuşu, bankaların sanayi ile birleşip kaynaşması; işte finans kapitalin doğuşunun öyküsü ve bu kavramın ifade ettiği anlam budur.” Bu süreç aynı zamanda, burjuvazi içinde en kodaman, en güçlü, bir tekelciler zümresinin, burjuva sınıfının tümünün üzerinde yükselmesi ve sivrilmesi sürecidir.

    Demek ki çağımızda burjuvazi, kendi içinde iki önemli bölüğe ayrılıyor. Dar, güçlü, astığı astık, bütün ekonomik ve politik yaşamı yöneten, bütün sınıf ve tabakalar üzerinde kendi baskı ve egemenliğini uygulayan finans oligarşisi ve burjuvazinin bu zümre dışında kalan bölükleri.

    Finans oligarşisine dahil olmayan, tekelci kodaman parababaları şebekesi içinde yer almayan, burjuvazinin diğer kesimlerine, “orta burjuvazi”, “tekelcilere karşı (anti-monopolist) burjuvazi” adları verilebilir.

    Çağımızda, kapitalist toplumlarda, finans kapital egemenliği karşısında, burjuvazinin diğer zümreleri de zaman zaman kardan aldıkları payın azaldığını, gelişmediklerini, eninde sonunda başlarını tekelcilere çarptıklarını görüyorlar. Ya tekelciler şebekesine yamanmak, tekelcilerin güdümüne girmek, ya da yok olmak tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını anlıyorlar. Bunlar ister sanayici, ister tüccar, ister tarımcı olsunlar, bütün bu alanlarda finans oligarşisinin tehdidi altındalar.

    Tekelci olmayan, finans kapital zümresi dışında kalan sermaye sahipleri, işçileri amansız şekilde sömürdükleri halde, kendi sırtarlında da, kapitalizm geliştikçe, finans kapital baskısını duyuyorlar.

    Çağımızda, kapitalist toplumda, burjuvazi içinde, bu zümreleşmeyi ve burjuvanın yapısını kavramak, işçi sınıfının ve bağlaşıklarının savaşımı açısından büyük önem taşımaktadır.

    BURJUVAZİNİN İŞÇİ SINIFINI BÖLME ÇABALARI

    Zümrelerden söz ederken, işçi sınıfı içindeki daracık bir zümreyi de atlamayalım. Kapitalizm geliştikçe, tekelcileştikçe, burjuvazinin sınıf olarak egemenliğinin yerine, finans kapital egemenliği geçmeye başladıkça, işçi sınıfı içinde burjuvazinin, kendi eliyle dar bir aristokrat işçiler zümresi yarattığı görüldü.

    İşçi sınıfı içinden, ustabaşlarından, formenlerden, patronların fazla ücret ödeyerek özellikle kayırdığı işçilerden, bir de işçilerden kopmuş, burjuvazinin sömürüsünden pay alan sendikacılardan oluşan bir zümre doğdu. Bu zümreye işçi aristokrasisi adı verildi.

    İşçi aristokrasisi, daracık, küçük bir zümredir. Ama işçi hareketi içinde işçi sınıfının savaşımı açısından büyük zararlar yaratır. İşçi sınıfı içinde, patronların ajanlığını yapar.

    İşçi aristokrasisi, kapitalist düzenin yıkılmasından, sömürülerinin sona ermesinden korkan, devrimi geciktirmek, can çekişmelerini uzatmak isteyen burjuvazi tarafından türetilmiştir.

    Sermayenin kendi içindeki bu ajanlarına karşı işçi sınıfının çok uyanık olması, kararlı bir savaşım vermesi zorunludur

    KISACA ÖZETLERSEK

Kapitalist toplumda iki temel sınıf, burjuvazi ve proletaryadır.
Burjuvazi ve proletarya, iki çağdaş sınıftır. Doğrudan doğruya kapitalist toplumun, sermaye düzeninin ürünleridir.

    Kapitalist düzenin yarattığı iki temel sınıftan burjuvazi, günümüzde yani emperyalist çağda gerici ve asalaktır. Burjuvazinin girişken, ilerici olduğu kapitalizmin ilk kuruluş dönemleri çoktan sona ermiştir.

    İŞÇİ SINIFI çağımızda ilerici, devrimci, geleceğe dönük öncü tek sınıftır.

    Bu iki temel sınıfın dışında, kapitalist toplumda, kendi içinde çeşitli bölüklere ayrılmış olan ve burjuvazi ile işçi sınıfı arasında gelip giden KÜÇÜK BURJUVAZİ vardır.

    Kapitalist toplumda, burjuva sınıfı egemen olmakla birlikte, tekelciliğin gelişmesiyle, burjuvazi içinde de dar bir zümre doğmuş ve egemenliği ele geçirmiştir. Bu yüzden çağımızda burjuva egemenliğinden genel olarak söz edilirse de, aslında tekelcilerin zümre egemenliği esastır. Yani burjuvazinin en kodaman bir zümresi, toplumun, kendi zümre baskısını ve egemenliğini uygulamaktadır.

    Kapitalist toplumda, hele geri ve bağımlı ülkelerde, kapitalizmden önceki toplum düzenlerinden kalma sınıflar ve tabakalar da yaşamaktadır.

    Derebeyi (ağa) ve aracılar, tefeciler bu kalıntılardandır.

    Egemen burjuvazi ve asıl onun içindeki egemen zümre olan finans kapital zümresi, toplumun emekçi sınıf ve tabakalarını sömürür. Baskı altında tutar.

    Kapitalizm öncesi, sınıfların kalıntılarının yaşadığı geri kapitalist ülkelerde derebeyi (ağa), aracılar tefeciler de sömürüye katılır, sömürü katmerleşir.

   
Kayıtlı

"Yalnızca iki sınıf vardır, işçi sınıfı ve burjuvazi, ve her kim bunlardan birinden yana değilse, ötekinden yanadır."

http://www.tsip1974.com
http://www.bluemirrow.com
http://www.mizika.com
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC
Asalet Theme: deruni
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!